<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>. . . YAKZAN . . .</title>
        <description>. . .ilahi ente maksudi ve rıdaike matlubi. . .   </description>
        <link>http://yakzan.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 02:42:00 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title> İyi İnsan, Kötü İnsan</title>
            <link>http://yakzan.blogcu.com/iyi-insan-kotu-insan_37056321.html</link>
            <guid>http://yakzan.blogcu.com/iyi-insan-kotu-insan_37056321.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;a href=&quot;http://img2.blogcu.com/images/y/a/k/yakzan/davinciib0.jpg&quot; target=&quot;_blank&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img2.blogcu.com/images/y/a/k/yakzan/davinciib0.jpg&quot; border=&quot;0&quot; width=&quot;558&quot; height=&quot;371&quot; /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Leonardo da Vinci 'Son Akşam Yemeği' isimli resmini yapmayı &lt;/i&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;i&gt;d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde b&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir g&amp;uuml;&amp;ccedil;l&amp;uuml;kle &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;karşılaştı. İyi'yi İsa'nın bedeninde, K&amp;ouml;t&amp;uuml;'y&amp;uuml; de İsa'nın &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;i&gt;etmeye karar veren Yahuda'nın bedeninde tasvir etmek &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;zorundaydı.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; &amp;nbsp; &lt;b&gt;&lt;i&gt;Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir g&amp;uuml;n bir koronun &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin Hz.İsa'nın tasvirine &amp;ccedil;ok &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;uyduğunu fark etti. Onu poz vermesi i&amp;ccedil;in at&amp;ouml;lyesine davet etti, &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;sayısız taslak ve eskiz &amp;ccedil;izdi.&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;b&gt;&lt;i&gt;Aradan 3 yıl ge&amp;ccedil;ti. 'Son Akşam Yemeği' neredeys.. ( &lt;a href=&quot;http://yakzan.blogcu.com/iyi-insan-kotu-insan_37056321.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 25 Feb 2009 21:06:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler. [Mevlana]</title>
            <link>http://yakzan.blogcu.com/ayni-dili-konusanlar-degil-ayni-duygulari-paylasanlar-anlasabilirler-[mevlana_36806781.html</link>
            <guid>http://yakzan.blogcu.com/ayni-dili-konusanlar-degil-ayni-duygulari-paylasanlar-anlasabilirler-[mevlana_36806781.html</guid> 
            <description>&lt;strong&gt;New-York'ta bir grup iş arkadaşı, yemek &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;molasında dışarıya &amp;ccedil;ıkar.&lt;/strong&gt;  &amp;nbsp; Gruptakilerden biri, bir kızılderilidir. İnsan kalabalığı, korna ve siren sesleri, yoldaki işmakinelerinin &amp;ccedil;ıkardığı g&amp;uuml;r&amp;uuml;lt&amp;uuml; arasında ilerlerken, kızılderili olanı kulağına cırcır b&amp;ouml;ceği sesinin geldiğini s&amp;ouml;yleyerek b&amp;ouml;ceğin yerini tespit etmeye &amp;ccedil;alışır. Arkadaşları, bu kadar g&amp;uuml;r&amp;uuml;lt&amp;uuml;n&amp;uuml;n arasında bu sesi duymasının m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n olmayacağını, kendisinin &amp;ouml;yle zannettiğini s&amp;ouml;ylerler. İ&amp;ccedil;lerinden biri -inanmasa da- onunla kalır ve aramasına yardım eder. &amp;nbsp; Kızılderili, kulağını kabartarak belli bir y&amp;ouml;ne y&amp;uuml;r&amp;uuml;r, arkadaşı da onu takip eder. Nihayet, binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında ger&amp;ccedil;ekten bir cırcır b&amp;ouml;ceği bulurlar.</description>
            <pubDate>Sun, 22 Feb 2009 20:39:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Korku...</title>
            <link>http://yakzan.blogcu.com/korku_35442781.html</link>
            <guid>http://yakzan.blogcu.com/korku_35442781.html</guid> 
            <description>&lt;h2&gt;Bir Hint  masalına g&amp;ouml;re, Kedi korkusundan devamlı endişe i&amp;ccedil;inde yaşayan&lt;/h2&gt;&lt;h2&gt;bir fare  vardır. B&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n biri fareye acır ve onu bir kediye&lt;/h2&gt;&lt;h2&gt;d&amp;ouml;n&amp;uuml;şt&amp;uuml;r&amp;uuml;r. Fare, kedi  olmaktan son derece mutlu olacağı&lt;/h2&gt;&lt;h2&gt;yerde bu kez de k&amp;ouml;pekten korkmaya  başlar.&lt;/h2&gt;&lt;h2&gt;B&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml; bu kez onu bir kaplana d&amp;ouml;n&amp;uuml;şt&amp;uuml;r&amp;uuml;r. Kaplan olan fare,  sevineceği&lt;/h2&gt;&lt;h2&gt;yerde avcıdan korkmaya başlar.&lt;/h2&gt;&lt;h2&gt;B&amp;uuml;y&amp;uuml;c&amp;uuml; bakar ki, ne yaparsa  yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.&lt;/h2&gt;&lt;h2&gt;Onu eski haline  d&amp;ouml;nd&amp;uuml;r&amp;uuml;r.&lt;/h2&gt;&lt;h2&gt;Ve der ki,&lt;/h2&gt;&lt;h2&gt;&quot;Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece  bir farenin y&amp;uuml;reği var.&lt;/h2&gt;&lt;h2&gt;</description>
            <pubDate>Wed, 04 Feb 2009 21:02:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Kapat Gözlerini</title>
            <link>http://yakzan.blogcu.com/kapat-gozlerini_35348201.html</link>
            <guid>http://yakzan.blogcu.com/kapat-gozlerini_35348201.html</guid> 
            <description>&amp;nbsp;&lt;i&gt; &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;G&amp;uuml;n&amp;uuml;n birinde yolu bir derg&amp;acirc;ha d&amp;uuml;şen kendi halindeki adam, derg&amp;acirc;hta, bir Mevlev&amp;icirc; ile bir Bektaş&amp;icirc;'nin oturmuş sohbet ettiklerini g&amp;ouml;r&amp;uuml;nce dayanamaz ve yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve derg&amp;acirc;hı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini izlemek i&amp;ccedil;in geldiğini s&amp;ouml;yler. Mevlev&amp;icirc; ve Bektaş&amp;icirc; erenleri başlarlar adama &amp;ccedil;eşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n olan en tatlı dille anlatmaya &amp;ccedil;alışırlar.&lt;br /&gt; &amp;nbsp;&lt;br /&gt;Zavallı adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da g&amp;ouml;zleri onların giydikleri giysilere takılır. Mevlev&amp;icirc;'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem i&amp;ccedil;ine &amp;uuml;&amp;ccedil; kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu i&amp;ccedil;in yalnızca kolları değil, elleri de &amp;ouml;rtmekte, kapatmaktadır. Bektaş&amp;icirc;'nin giydiği kıyafette ise tam tersi bir durum vardır. Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; &amp;uuml;stelik kısa olduğu i&amp;ccedil;in, eller ta bileklere kadar a&amp;ccedil;ıktır.&lt;br /&gt; &amp;nbsp;&lt;br /&gt;Bu duruma hayret eden adam, sebebini &amp;ouml;ğrenmek ister. B&amp;uuml;y&amp;uuml;k bir merakla, &amp;ouml;nce Mevlev&amp;icirc;'ye sorar: &quot;Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun? Bunun &amp;ouml;zel bir sebebi var mı?&quot;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;Mevlev&amp;icirc; hi&amp;ccedil; beklemediği bu soru karşısında olduk&amp;ccedil;a şaşırır. İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire şekline getirir ve ş&amp;ouml;yle der: &quot;Evet, &amp;ouml;zel bir sebebi vardır. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; biz insanların g&amp;uuml;nahlarını, ayıplarını, kusurlarını &amp;ouml;rteriz. B.. ( &lt;a href=&quot;http://yakzan.blogcu.com/kapat-gozlerini_35348201.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Tue, 03 Feb 2009 20:39:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bu da Geçer Ya Hu</title>
            <link>http://yakzan.blogcu.com/bu-da-gecer-ya-hu_34998821.html</link>
            <guid>http://yakzan.blogcu.com/bu-da-gecer-ya-hu_34998821.html</guid> 
            <description>&lt;h1&gt;&lt;b&gt;Dervişin biri, uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra bir k&amp;ouml;ye ulaşır. Karşısına &amp;ccedil;ıkanlara, kendisine yardım edecek, yemek ve yatak verecek biri olup olmadığını sorar.&lt;/b&gt;&lt;/h1&gt;&lt;h1&gt;&lt;b&gt;K&amp;ouml;yl&amp;uuml;ler, kendilerinin de fakir olduklarını, evlerinin k&amp;uuml;&amp;ccedil;&amp;uuml;k olduğunu s&amp;ouml;yler ve Şakir diye birinin &amp;ccedil;iftliğini tarif edip oraya gitmesini salık verirler. Derviş yola koyulur, birka&amp;ccedil; k&amp;ouml;yl&amp;uuml;ye daha rastlar. Onların anlattıklarından, Şakir'in b&amp;ouml;lgenin en zengin kişilerinden birisi olduğunu anlar.&lt;/b&gt;&lt;/h1&gt;&lt;h1&gt;&lt;b&gt;B&amp;ouml;lgedeki ikinci zengin ise Haddad adında bir başka &amp;ccedil;iftlik sahibidir. Derviş, Şakir'in &amp;ccedil;iftliğine varır. &amp;Ccedil;ok iyi karşılanır, iyi misafir edilir, yer i&amp;ccedil;er, dinlenir. Şakir de, ailesi de hem misafirperver hem de g&amp;ouml;nl&amp;uuml; geniş insanlardır... Yola koyulma zamanı gelip Derviş, Şakir'e teşekk&amp;uuml;r ederken, &quot;B&amp;ouml;yle zengin olduğun i&amp;ccedil;in hep ş&amp;uuml;kret.&quot; der. Şakir ise ş&amp;ouml;yle cevap verir: &quot;Hi&amp;ccedil;bir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen g&amp;ouml;r&amp;uuml;nen, ger&amp;ccedil;eğin kendisi değildir. Bu da ge&amp;ccedil;er...&quot;&lt;/b&gt;&lt;/h1&gt;&lt;h1&gt;&lt;b&gt;Derviş, Şakir'in &amp;ccedil;iftliğinden ayrıldıktan sonra bu s&amp;ouml;z &amp;uuml;zerine uzun uzun d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;r. Birka&amp;ccedil; yıl sonra, Derviş'in yolu yine aynı b&amp;ouml;lgeye d&amp;uuml;şer. Şakir'i hatırlar, bir uğramaya karar verir. Yolda rastladığı k&amp;ouml;yl&amp;uuml;lerle sohbet ederken Şakir'den s&amp;ouml;z eder. &quot;Haa o Şakir mi?&quot; der k&amp;ouml;yl&amp;uuml;ler, &quot;O iyice fakirledi, şimdi Haddad'ın yanında &amp;ccedil;alışıyor.&quot; Derviş hemen Haddad'ın &amp;ccedil;iftliğin.. ( &lt;a href=&quot;http://yakzan.blogcu.com/bu-da-gecer-ya-hu_34998821.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 31 Jan 2009 01:21:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Merhaba </title>
            <link>http://yakzan.blogcu.com/merhaba_34997311.html</link>
            <guid>http://yakzan.blogcu.com/merhaba_34997311.html</guid> 
            <description>&lt;h1&gt;Yine Yeni Yeniden&lt;/h1&gt;&lt;h1&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Şablonun g&amp;uuml;zelliğinden yeniden blogcu ya devam ...&lt;/h1&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://yakzan.blogcu.com/merhaba_34997311.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sat, 31 Jan 2009 01:05:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Veda . . .</title>
            <link>http://yakzan.blogcu.com/veda_14553981.html</link>
            <guid>http://yakzan.blogcu.com/veda_14553981.html</guid> 
            <description>Yazılarımı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a target=&quot;_blank&quot; href=&quot;http://ustuninanc.blogspot.com/&quot;&gt;http://ustuninanc.blogspot.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href=&quot;http://yakzan.wordpress.com/&quot;&gt;&amp;nbsp;http://yakzan.wordpress.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;takip edebilirsiniz...&lt;br /&gt; &lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://yakzan.blogcu.com/veda_14553981.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Sun, 27 Apr 2008 15:58:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Müminde Stres Olmaz . . .</title>
            <link>http://yakzan.blogcu.com/muminde-stres-olmaz_12805371.html</link>
            <guid>http://yakzan.blogcu.com/muminde-stres-olmaz_12805371.html</guid> 
            <description>&lt;strong&gt;Müminde Stres Olmaz' diyordu bir Psikiyatr.&lt;br&gt;Cümleyi çok iddiali buldu. &lt;br&gt;Kur'an
Kıssalarına eğildikçe,insanin yasayabilecegi bütün sıkıntıları Nebi ve
Rasüllerin yaşadığını gördü. Onlar bütün belâlara ragmen ilahi huzuru
yakalamislardi. &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Kur'an'a bir de bu gözle bakmaliııydı.Kıssalara göz gezdirdi,çekilen eziyetlere işaretler koydu: &lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;Yusuf (a.s.)&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;Kardeşlerinin hasedi sonucu kuyuya atılmış,&lt;br&gt;esir pazarlarinda satılmış,iftiraya ugramış,hapıslerde yıllanmış,babasına-kardeşine hasret kalmış ama yılmamıştı. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Ümidin,tevekkülün ödülü olarak Mısır'a sultan oldu.&lt;br&gt;'Derdim çok' diyen hangi insan Yusuf (a.s.) kadar belâ çekmiş olabilirdi...? &lt;br&gt;&lt;br&gt;Yakup (a.s) &lt;br&gt;40
sene evlat hasretiyle kavrulmuş,ağlamaktan kör olmuş,ümit kesmeden
Rabbine yönelmiş,hem gözleri açılmış,hem de evladına kavuşmuştu. &lt;br&gt;&lt;br&gt;İsa (a.s.)&lt;br&gt;En yakın talebelerinden biri tarafindan arkadan vuruluyor,ihanete uğruyordu. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Zekeriyya (a.s.)&lt;br&gt;&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;Kavmi
tarafindan öldürülmek üzere kovalanmış,bir ağaç kovuguna sığınmış ama
testere ile biçilmekten kurtulamamıştı.Testere ile bedeni biçilen
Zekeriyya'dan çikan tek ses:&lt;br&gt;'Huuuu,Huuuu,Huuuu' idi. &lt;br&gt;&lt;br&gt;Nuh (a.s.)'a öz oğlu bile iman etmemişti...!!! &lt;br&gt;&lt;br&gt;Lut (a.s.)&lt;br&gt;</description>
            <pubDate>Sun, 06 Apr 2008 13:05:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Dua. . .</title>
            <link>http://yakzan.blogcu.com/dua_12020601.html</link>
            <guid>http://yakzan.blogcu.com/dua_12020601.html</guid> 
            <description>
 &lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/yakzan_sabahduasibyzozu5is.jpg&quot;&gt;&lt;img src=&quot;http://img.blogcu.com/uploads/yakzan_sabahduasibyzozu5is.jpg&quot; border=&quot;0&quot;&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br&gt; Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle,&lt;br&gt; Hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle. Amin.&lt;p&gt;&lt;br&gt;&lt;/p&gt; 
.. ( &lt;a href=&quot;http://yakzan.blogcu.com/dua_12020601.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Thu, 27 Mar 2008 22:06:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Cuma Sohbetleri - 21.04.2000</title>
            <link>http://yakzan.blogcu.com/cuma-sohbetleri-21-04-2000_11943161.html</link>
            <guid>http://yakzan.blogcu.com/cuma-sohbetleri-21-04-2000_11943161.html</guid> 
            <description>&lt;b&gt;NEFSİN ARZULARI&lt;/b&gt;&lt;br&gt;&lt;br&gt;
      &lt;br&gt;

      
   
    
      
&lt;br&gt;
&lt;i&gt;Esselâmü aleyküm ve rahmetullàhi ve berekâtühû!..&lt;/i&gt; &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Aziz ve sevgili izleyiciler ve dinleyiciler! Allah'ın selâmı, rahmeti,
bereketi üzerinize olsun... Peygamber SAS Efendimiz'in hadis-i
şeriflerinden bir demet okuyup izah edeceğim. &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
&lt;b&gt;a. Hevâ-yı Nefis Putu&lt;/b&gt; &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Okuyacağım ilk hadis-i şerifi, Ebû Ümâme el-Bâhilî Hazretleri'nden
Hulvânî ve Taberânî rivayet eylemiş. Peygamber SAS Efendimiz bu hadis-i
şeriflerinde buyuruyorlar ki: &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
 &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
&lt;b&gt;RE. 373/11&lt;/b&gt; &lt;i&gt;(Mâ tahte zıllis-semâi min ilâhin yu'bedü min dûnillâh, a'zame indallàhi min heven mütteba'.)&lt;/i&gt; Sadaka rasûlüllàh, fî mâ kàl, ev kemâ kàl. &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Bu hadis-i şerif hevâ-yı nefs, nefsin isteklerine uymak konusunda. Buyuruyor ki Peygamber Efendimiz: &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
&lt;i&gt;(Mâ tahte zıllis-semâi)&lt;/i&gt; &quot;Semânın gölgesi altında yoktur; &lt;i&gt;(min ilâhin yu'bedü min dûnillâh)&lt;/i&gt; insanların Allah'tan gayri yanlış olarak, günah olarak, şirk olarak taptıkları bâtıl mâbudlar, ilâhlar içinde, &lt;i&gt;(a'zame indallàhi min heven müttebain)&lt;/i&gt; Allah indinde, kendisine tâbî olunan hevâdan daha büyük bir bâtıl put, ilâh yoktur.&quot; &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Kelimelerin tercümesiyle anlamı bu, daha iyi anlaşılsın diye ben biraz
açıklayayım: Dünyada demiyor Peygamber SAS, semânın gölgesi altında
diyor. Yâni, &quot;Semânın gölgelediği, semânın kapladığı, insanların
yaşadığı şu mekânda, insanların taptıkları bâtıl mâbudların içinde,
Allah indinde kendisine tâbî olunan hevâ-yı nefisten daha büyük bir put
yoktur. Günahı ondan daha büyük olanı yoktur.&quot; buyuruyor Peygamber SAS
Efendimiz. &lt;br&gt;
&lt;br&gt;
Hevâ kelimesi Arapçada, iki gözlü he, vav ve ye ile yazılır. Ama vav'ın
üzerinde bir çekme işareti vardır, hevâ diye okunur. Elif-i maksûre
diyoruz buna... Bir da hava dediğimiz, teneffüs ettiğimiz, soluduğumu.. ( &lt;a href=&quot;http://yakzan.blogcu.com/cuma-sohbetleri-21-04-2000_11943161.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 26 Mar 2008 22:25:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://yakzan.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>